Rutin / Routine

28 Şubat / 17 Mart 2001


ZEYNEP RONA

Eskilerde bir ressam için “sağlam bir deseni var” dendiğinde, o sanatçının bir figür ustası olduğu anlaşılırdı. “Desen” resim sanatının temeliydi ve geçmişte pekçok usta ressamın gerçekten desen anlayışı çok güçlüydü. Kimi hocaların atölye çalışmalarında desenin önemini vurgulaması ve ressam adayının “ressam olabilmesi” için mutlaka önce bunu çözmesi gerektiği üzerinde ısrarlı olmasının nedeni de budur.

Memet Güreli 1984-89 arasında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde eğitim gördüğü sıralarda bu öğütleri göz ardı etmeyen öğrencilerden biriydi. Nitekim desen konusunun önemini 1990’da kurduğu özel atölyesinde ve 1997 yılında Ayşe ve Ercümend Kalmık Vakfı’ndaki desen ve boya resim çalışmalarında da hep öne çıkarmış, öğrencilerine desenin üstesinden gelmelerini öğretmişti. Sanatçının desen konusundaki yetkinliği yalnızca resimlerinde değil, uzun süredir titizlikle sürdürdüğü özgün baskı çalışmalarında da kendini gösterir.

Figür resmi, özellikle genç sanatçıların yerleştirme, dijital baskı, video gibi çok farklı anlatımlara yöneldikleri  80’li ve 90’lı yıllarda epeyce geride kalmış bir ifade türü olarak algılandığı bir dönemde, kimi gençler sessiz sedasız bu türü kendi sanat anlayışları doğrultusunda geliştirmeye devam etmiştir. Memet Güreli de bu sanatçılardan biridir. Onun adına bugüne kadar pek sık rastlanmamasının nedeni de Memet’in “iyi öğrendiği” bir ifade tarzını, böyle bir ortam içinde, kendisini belki biraz geride tutarak, ama sapmadan, tutarlı bir çizgide sürdürmesidir. Desen ve figür birbirinden ayrılamaz, figüratif resimde başarı sağlamak da büyük ölçüde bu ikisinin birlikteliğine ve sanatçının her iki dili de çok iyi kavranmasına bağlıdır. Bir figür ressamının, eğer desenini geliştirmemişse başarılı olması ve yetkin örnekler yaratması pek olası değildir. Figür resminin en önemli özelliklerinden biri de figürün içinde yer aldığı ortamla ya da diğer figürlerle sağlam bir ilişki kurmasıdır. Memet Güreli’nin resimlerine bakınca onun güçlü desen anlayışının yanı sıra, bu ilişkileri de iyi çözümlediğini görüyoruz.

Memet Güreli konuları sıradan insanın günlük yaşamından alıyor. Bunlar genellikle erkek odaklı gündelik yaşam sahneleri; sokak köşelerinde kümelenmiş, yolda yürüyen ya da iç mekanda bir araya gelen insanlar. Bu resimlerde figürün yerleştirildiği dış mekanlar bir sokak lambası, bir trafik işareti, bir otobüs, bir bina köşesi gibi mekana ilişkin ipuçlarıyla tanım kazanıyor; zaman ise çoğu kez karanlık bir gece. iç mekanlarda da sanatçı benzer bir yöntemle ortamı tanımlıyor. Bu insanların en dikkat çeken yanlarıysa yalnızlıkları. Büyük kentlerin, özellikle de istanbul gibi bir megakentin giderek büyüyen sorunlarının, genelde tüm insanların, özelde de yaşam savaşı verenlerin üzerinde yarattığı baskı ve herkesin kendi derdine düşmesi sonucu ortaya çıkan iletişimsizlik ve yalnızlık…  Yüzler her zaman net bir biçimde okunamasalar da, duruşlarından bu iletişimsizliği ve yalnızlığı yakalamak mümkün. Yaşadıkları bu karamsar dünyada kendilerine eşlik eden belki de en sadık dost, bir köpek ise bir laytmotif gibi tekrarlanmakta.

Güreli’nin çerçevenin dışına taşan bu sahnelerde dengeli bir kompozisyon anlayışı geliştirdiği de açıkça gözlemlenebiliyor. Figürdeki hareket ve durağanlık ile koyu tonlarla birlikte, özellikle de fonda kullandığı canlı renkler hep bu dengeyi pekiştiren öğeler. Fırça vuruşlarıysa son derece hareketli. Bu özellik Güreli’nin desenlerinde de kendini gösteriyor. Yaptığı resimler ile desenler arasındaki tek fark sanki birisinin renkli, diğerinin siyah-beyaz olması, yoksa desenlerinin her biri sanki bir ön çalışma değilmişçesine bitmiş bir kompozisyon düzeni sergiliyor. Memet Güreli’nin resimleri bugün pek çoğumuzun kabullenmekte zorlandığı yalnız ve hüzünlü bir dünyanın yansımaları adeta.

Tarih

28 Şubat 2001

Kategori

Etkinliklerimiz, Memet Güreli

Etiketler
Ada Sanat, Arada Derneği, Disiplinlerarası, etkinlik, Festival, görsel sanatlar, İFSAK, Kel ama Kıllı, performans ve film, Tiyatro Bereze